10dakika.TV Haber Portalı

Pazar,
05 Eylül 2010

Gürültünün bebeklere etkisi

e-Posta Yazdır

“Yaşam devam ediyorsa az veya çok gürültü olacaktır; ama konu, çevresel seslerin makul düzeyde mi, rahatsız edici boyuttamı olduğudur.”

Bebeklerin doğum öncesi ve sonrası devrelerde maruz kaldıkları gürültülerden ileri derecede etkilenip işitme kaybına varan bozukluklar gösterdikleri kanıtlanmış; rahim içindeki 6–7 aylık fetüslerin sesli uyaranlara irkilme tepkileri verdiği ultrasonik olarak gözlemlenmiştir. İstenmeyen ve rahatsız edici seslere gürültü deriz. Rahatsız edici olmayı belirleyen unsurlar, sesin şiddeti, frekansı ve süresidir. Bu bağlamda kişisel algılama farkları da önemlidir; birisini coşturan bir müzik veya tezahürat, başkası için çıldırtıcı olabiliyor. Gürültünün insan sağlığını olumsuz etkilediği; işitme kaybı, çarpıntı, yüksek tansiyon, yorgunluk, unutkanlık, stres ve konsantrasyon bozukluklarına; başarısızlığa ve işgücü kaybına, hatta kazalara yol açtığı bilinmektedir.

İşitme Kaybıyla Sonuçlanabilir

İnsan araştırmalarının çoğu, havaalanı yakınlarında ikamet eden, sürekli uçak kalkış gürültülerine maruz kalan hamile kadınlar ve yenidoğan bebekler üzerinde yapılmıştır. Bebeklerin doğum öncesi ve sonrası devrelerde maruz kaldıkları gürültülerden ileri derecede etkilenip işitme kaybına varan bozukluklar gösterdikleri kanıtlanmış; rahim içindeki 6–7 aylık fetüslerin sesli uyaranlara irkilme tepkileri verdiği ultrasonik olarak gözlemlenmiştir. Hamile kadınlarda süt salgısını düzenleyen laktojen hormon azalması; erken doğum ve düşük kilolu bebek oranı artışı saptanmıştır. Doğum öncesi uzun süre 85–95 dB gürültüye maruz kalan çocuklarda, 4–10 yaşlarına geldiklerinde, yüksek frekanslı seslere karşı işitme kaybı bulunmuştur. Keza deneysel olarak kronik gürültü testine alınan gebe fare ve maymunların ceninlerinde stres hormonu (kortizol) salgısının arttığı, doğumdan sonra bu hayvanlarda davranış bozuklukları görüldüğü rapor edilmiştir. İtalya’nın Sardunya Adası Elmas Havaalanı yakınında oturan bir grup insan ile, aynı adadaki gürültüsüz yerleşim yerlerinde ikamet eden insanların kontrol grubunun karşılaştırıldığı bir çalışmada, kronik uçak gürültüsüne maruz kalan kişilerde psikolojik bozukluklar (anksiyete) fazla bulunmuştur. Aslında çevresel gürültülerin sıfır düzeyinde olduğu bir dünya yoktur. Yaşam devam ediyorsa az veya çok gürültü olacaktır; ama konu, çevresel seslerin makul düzeyde mi, rahatsız edici boyutta mı olduğudur. Keşke göz kapaklarımız gibi kulak kapaklarımız da olsaydı; ama yok! Evde, sokakta, okulda veya işyerindeki her gürültüyü Çevre Müdürlüğüne şikayet edip Gürültü Yönetmeliği hükümlerine göre ceza uygulatmak da pratik bir yol değildir. Yaşam kalitemizi ve sağlığımızı bozan gürültülere karşı en geçerli önlem, “toplumsal terbiyenin, karşılıklı saygının ilkokuldan itibaren öğretilmesi”, gibi görünüyor.


 

 

Anket

ES-ES bu yıl ligi nerede bitirir?
 

© 2008 Ajans Ondokuz. Tüm Hakları Saklıdır.
XL TASARIM